Nasihat nasıl verilir ?

Cezair

Global Mod
Global Mod
Nasihat Nasıl Verilir? Eleştirel Bir Yaklaşım

Birkaç yıl önce, yakın bir arkadaşım iş hayatında büyük bir karar vermek üzereydi. Ona, olan biteni ne kadar iyi bildiğimi düşünerek, birkaç nasihat vermek istedim. "Bunu yapmalısın, çünkü…" diye başladım ama cevabını hiç beklemediğim bir şekilde aldım: "Sen de bunu yapma, kendi yolumu bulmam gerek." O an fark ettim ki, bazen sadece doğruyu bildiğimizi düşündüğümüz için değil, karşımızdaki kişinin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde nasihat vermediğimiz için yanlış etkiler bırakabiliyoruz.

Nasihat vermek, çok fazla bilinçaltı etkisi barındıran, yalnızca doğru yolu göstermekle sınırlı olmayan bir süreçtir. Bu yazıda, nasihat vermenin farklı boyutlarına ve bunun nasıl etkili bir şekilde yapılabileceğine dair eleştirel bir bakış açısı sunmak istiyorum. Hem erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik yaklaşımını hem de kadınların empatik ve ilişkisel bakış açılarını göz önünde bulunduracağız. Ancak, her şeyden önce, nasihatın içeriği kadar biçiminin de önemli olduğunu vurgulamak gerekiyor.

Nasihat Vermek: Ne Zaman, Nasıl ve Kime?

Nasihat, genellikle yaşam deneyimlerimizi ve bilgi birikimimizi başkalarına aktarma amacıyla verilir. Ancak bu süreç, her zaman beklediğimiz olumlu sonuçları doğurmaz. Aslında, yapılan birçok araştırma ve psikolojik analiz, nasihat vermenin sıklıkla etkisiz hatta zarar verici olabileceğini göstermektedir.

Bir araştırmaya göre, özellikle zorlayıcı durumlar söz konusu olduğunda, bireyler genellikle başkalarından gelen önerilere karşı savunma mekanizmalarını devreye sokarlar. Psikologlar, insanların benlik saygısını koruma ihtiyacının, nasihatı kabul etme yetilerini etkilediğini belirtmektedir (Swann et al., 2004). Bu durum, insanın kendini bir sorunun içinde kaybolmuş ve çaresiz hissettiği bir anı başkalarına aktarmak yerine, kendi çözümünü bulma çabalarını tetikleyebilir.

Bunun yanında, nasihat vermek, doğru zamanlama ve yaklaşım gerektirir. İleriye dönük kariyer kararları, ilişki meseleleri ya da kişisel değişim süreçleri gibi önemli konularda, bir kişi çoğu zaman kendi hızında ilerlemek ister. O yüzden, nasihat verirken, kişilerin kendi içsel süreçlerini ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak çok önemlidir.

Erkeklerin Stratejik ve Çözüm Odaklı Yaklaşımları

Erkeklerin genellikle daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşımlar benimsediği gözlemlenebilir. Bu bakış açısına sahip olanlar, daha çok "Sorunu tanımlayıp çözüm öner" şeklinde bir yaklaşımı tercih ederler. Çoğu zaman, nasihat verirken analitik bir düşünme biçimiyle, mantıklı ve uygulanabilir çözümler sunmak isterler.

Bir örnek üzerinden gidelim: Ahmet, iş hayatında terfi almak isteyen bir arkadaşına şöyle der: "Senin için en iyi çözüm, şefinin istediği projeleri üstlenmen ve başarılarınla dikkat çekmen olacaktır. Kendini göster." Burada, Ahmet’in yaklaşımı oldukça çözüm odaklıdır; ancak, belki de arkadaşının daha farklı bir desteğe ihtiyacı vardır. Belki de arkadaşının asıl ihtiyacı, duygusal destek ya da biraz daha sabırla gelişen bir içsel değişimdir.

Erkeklerin bu çözüm odaklı yaklaşımı, bazen karşımızdaki kişinin duygusal ihtiyaçlarını göz ardı edebilir. Bunun sonucu olarak, sağlanan çözüm bir noktada yetersiz kalabilir, çünkü sadece strateji yerine, daha bütünsel bir yaklaşım gerekmektedir.

Kadınların Empatik ve İlişkisel Yaklaşımları

Kadınların nasihat verirken genellikle daha empatik ve ilişkisel yaklaşımlar benimsedikleri gözlemlenebilir. Kadınlar, birinin ihtiyaçlarını anlamak, duygusal zorlukları paylaşmak ve birlikte çözüm aramak konusunda daha heveslidir. Bu yaklaşım, birçok durumda bireylerin kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlar.

Bir kadın, mesela ilişkilerle ilgili bir konuda tavsiye verirken, şöyle diyebilir: "Bence önce kendini tanıman gerek. Ne hissettiğini anlaman önemli. O zaman doğru kararları alman daha kolay olacaktır." Bu yaklaşım, daha çok bireyin içsel düşüncelerini fark etmesine ve duygusal süreçlerini anlamasına yönelik bir çağrı yapar. Kadınlar için, karşındaki kişinin duygusal tepkilerini gözlemlemek, doğru çözümü önerirken öncelikli bir faktördür.

Ancak bu empatik yaklaşım da her zaman uygun olmayabilir. Çünkü bazen, karşımızdaki kişi yalnızca pratik ve somut bir çözüm arıyor olabilir. Empatik bir yaklaşım, çözümden çok duygusal destek odaklı olduğunda, başkalarının somut adımlar atmalarını engelleyebilir.

Kanıta Dayalı Tartışma: Nasihatın Etkisi ve Sonuçları

Nasihatın etkili olup olmadığı, büyük ölçüde nasıl verildiğine ve hangi bağlamda kullanıldığına bağlıdır. Psikolojik çalışmalarda, nasihatın sadece iyi niyetli olmakla kalmayıp, aynı zamanda kişisel ihtiyaçlara ve bağlama uygun olması gerektiği vurgulanmaktadır (Schwartz et al., 2011). İyi niyetli ve doğru bir nasihat, karşımızdaki kişinin psikolojik savunma mekanizmalarını tetikleyebilir ve sonuçta nasihatin etkisi sıfırlanabilir.

Yapılan bir araştırma, nasihat verilen kişilerin çoğunun, verilen tavsiyeleri almakta isteksiz olduğunu göstermektedir. Bu da, nasihatı doğru bir biçimde almanın, sadece bilgi vermekten çok daha derin bir şey gerektirdiğini ortaya koyuyor. Kişiler, duygusal açıdan hazır olmadıkları takdirde, verilen nasihatı reddetme eğilimindedirler.

Sonuç ve Tartışma: Nasihatı Nerede ve Ne Zaman Vermeliyiz?

Nasihat vermek, her durumda etkili olmayabilir. Önemli olan, nasihat vermeyi kabul eden kişinin ihtiyaçlarını anlamak ve ona uygun bir çözüm sunmaktır. Stratejik ve çözüm odaklı yaklaşım bazen faydalı olsa da, duygusal ve empatik destek sunmak da zaman zaman daha etkili olabilir. Birinin psikolojik hazırlığına göre, verilen nasihatın şekli ve içeriği değişmelidir.

Herkesin kendi yaşantısı, duygusal hızı ve algısı farklıdır. O yüzden, nasihat verirken karşımızdaki kişinin dinlenmeye, düşünmeye ya da hızla ilerlemeye mi ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışmalıyız.

Sizce, nasihat verirken her zaman çözüm mü sunmalıyız, yoksa bazen sadece dinlemek yeterli olur mu?